1944 Irkçılık-Turancılık Dâvâsı Mahkeme Günlükleri

2002 Kasım Seçimleri

Hüseyin Adıgüzel
Seçimler ve siyasî partiler, anayasamıza göre demokrasinin vaz geçilmez varlıklarıdır. Eh bizde demokrasi ile iç içe yaşadığımıza göre, her beş yılda bir genel seçim yapıyoruz. Fakat son üç genel seçimi vaktinden önce yapmak zorunda kaldık. Tıpkı 3 Kasım 2002 genel seçimleri gibi... Yaptık ve bitti. Sonuç milletimize inşallah hayırlar getirir.

2002 seçimi, ortaya koyduğu tablo bakımından, demokratik hayata geçtiğimizden bu yana yapılan tüm seçimlerden farklı göstergelere sahip bir seçim olarak tarihe geçti. Seçimin getirdiği sonuçları dört ana başlık altında inceleyebiliriz:

A. SEÇMEN SAYISI VE

KATILIM ORANI

Yüksek seçim kurulunun açıkladığı seçmen sayısı 41.407.027’dir. Bir önceki 99 seçimine göre seçmen sayısındaki artış yaklaşık 5 milyon civarında. Kullanılan oy sayısı 32.768.161, kullanılmayan oy 8.638.866. Geçersiz oy sayısı 1.239.378. Bu durumda seçime katılım % 79.14. Katılmayan % 20.86 Geçersiz sayılan oyları da hesap edersek % 23.86 oranında seçmen parlâmentonun oluşumuna -istekleri ile ya da zorla- katkıda bulunmamışlardır. 1999 seçiminde kullanılan oy miktarı 31.160.486, 2002 seçiminde 32.766.161. iki seçim arasında seçmen sayısındaki artış 5 milyon civarında olmasına rağmen, kullanılan oy arasındaki fark 1.607.695’tir. Artan seçmen sayısı, kullanılan oya tam olarak yansımamıştır. Bu oran % 30’dur. % 70 yeni seçmenin oy kullanmadığını var sayabiliriz.

Çok partili hayata geçtiğimiz günden bu yana seçime en düşük katılma oranı bu seçimde gerçekleşmiştir.

Bunun tek nedeni halkın sisteme olan inancını yitirmesi diyebiliriz. 8.638.866 seçmen seçime gelmeyerek siyasî sistemi ve kendisini aldattığına inandığı politikacıları protesto etti. Dolayısıyla seçime katılmayanlar tek bir siyasî partiyi değil, tümüyle sistemi protesto ettiklerini göstermişlerdir. Durum demokrasiye inancın azaldığına işaret ediyor. Buna rağmen siyasîler, gereken işleri yapmayarak, bu inancın yaygınlaşmasına sebep oluyorlar ve bindikleri dalı kesiyorl ar. Varlıklarının demokrasi ile mümkün olduğunu unutuyorlar. Kullanılmayan oyların büyük kesiminin DYP, DSP, ANAP ve MHP oyları olduğunu zannediyorum. Partisinin tutumunu beğenmeyen, ama başka partiye oy vermeyi de içine sindiremeyen seçmen sandığa gitmedi. Tabiî ki bu oyların sağlıklı dağılımını yapmak pek mümkün değil...

B. İKTİDAR PARTİLERİNİN OYLARI

1999 seçimlerinde iktidar partileri DSP 6.884.643, MHP 5.604.538, ANAP 4.121.440 oy almışlardı. Toplam 31.160.486 geçerli oyun 16.610.614 alan iktidar partileri % 53.3 oranı ile milletin yarısından fazlasının güvenini kazanmışlardı. Dört yıllık iktidarları sonunda girdikleri seçimde;

DSP: 6.884.643 oyun 384.009’nu, MHP 5.604.538 oyun, 2.635.787’sini, ANAP 4.121.440 oyun, 1.618.465’ini koruyabildiler. Başka bir deyişle DSP 6.500.634 oy, MHP 2.968.751 oy, ANAP 2.502.975 oy kaybettiler. Yani % 53.3 olan toplam oy oranları % 15’e düştü. % 38.3 oranında oy kaybına uğradılar.

1950 seçimleri hariç, bugüne kadar yapılan tüm seçimlerde hiçbir iktidar partisinin bu oranda oy kaybına uğradığı görülmemişti. Bu durum son üç buçuk yıldaki yönetimin millet tarafından beğenilmediğinin açık göstergesidir. Millete göre iktidar, başarısızdır, yanlış yapmıştır.

C. SEÇİMİ KAZANAN AKP’NİN OYLARI

AKP, yeni bir parti, ilk kez seçime katılıyor. Bu yüzden değerlendirmemize esas alacağımız bir önceki seçimde oyu yok. Ama elimizde, kendisinden koptukları Saadet Partisi’nin bir önceki seçimde aldığı oy sayısı var. Veri olarak bunu kullanacağız. Tabiî ki çok sağlıklı olmayacak ama, gene de bize bir fikir verecek.

AKP yeni katıldığı bu seçimde 10.808.229 oy aldı. Oy oranı % 34.28. Bu oy oranı ile milletvekilliklerinin % 66’sını kazandı. Seçim sisteminin adaletsizliği bu seçimde AKP’ye yaradı. Kullanılan oyların üçte birini almasına rağmen milletvekilliklerinin üçte ikisini elde etti.

Saadet Partisi bir önceki seçimde 4.799.312 oy almış. Bu seçimde aldığı oy 785.489. Bu seçimde 4.013.823 oy kaybetmiş. Bu oyların tümünün AKP’ye gittiğini varsaysak bile AKP’nin aldığı oyun ancak % 40’ını bulabiliriz. Peki, AKP aradaki fark olan 6.794.406 oyu hangi partilerden aldı? Yeni seçmenlerden ne kadar oy alabildi? Bize göre yeni seçmenlerin oylarının çok büyük kısmı GENÇ PARTİ ve CHP’ye gitmiş olabilir. Bir kısım oy da AKP’ye gelmiş olabilir, ama bu öyle büyütülecek bir rakam değil gibime geliyor. AKP geriye kalan % 60 oranındaki oyu, iktidar partilerinden aldı. DSP’nin yitirdiği 6.500.634 oyun büyük kısmı CHP’ye kaydı. Bir önceki seçimde 2.740.233 oy alan CHP, bu seçimde 6.113.352 oy alarak 3.373.119 oy kazandı. DSP’nin aşağı yukarı 500.000 oyu da Yeni Türkiye Partisi’ne gitti diyelim. Geriye kadan 3 milyona yakın oy AKP ve GENÇ PARTİ arasında bölüşüldü. Bu arada, önceki seçimde DSP’yi destekleyen NUR cemaatinin bir kolunun oylarının tamamının AKP’ye gittiğini söyleyebiliriz. Bunu oran olarak % 50 kabul edersek DSP’nin 1.500.000 oyu AKP’ye gitti diyebiliriz. Kalan 1.500.000 oy da GENÇ PARTİYE gitti, ya da seçmeni oy kullanmadı.

MHP’nin kaybettiği oyların (2.968.751 oy) iki milyonu yani % 70’i AKP’ye gitti diye düşünüyorum. Geriye kalanı da GENÇ PARTİ’ye... Ya da seçmeni oy kullanmadı. AKP’ye oy kaybeden bir diğer parti ANAP... Kaybettiği 2.502.975 oyun en az iki milyonu AKP’ye aktı. DYP en az oy kaybeden parti. 731.501 oy kaybetti. Bu oyların tamamına yakını AKP’ye gitti diye düşünüyorum. Bu durumda AKP’nin, yaklaşık olarak; DSP’den 1.500.000, MHP’den 2.000.000, ANAP’tan 2.000.000, SP 4.000.000 DYP’den 700.000 oy aldığını varsayarsak 10.200.000 oya ulaşırız ki, yeni seçmen oylarıyla 10.808.000 oyu kolaylıkla bulabiliriz.

Bu durumda AKP genel olarak kendilerine milliyetçi-muhafazakâr diyen tüm partilerden oy almıştır tezi doğruluk kazanır. Bu oyların büyük bir bölümü tepki oylarıdır. Önceki seçimde bu oylara sahip olan DSP ve MHP bunları korumayı beceremediler. Aynı durum AKP için de geçerlidir. Başarılı icraat, halkın beklentilerine cevap, emanet oyları asıl oy yapabilir. Aksi DSP ve MHP’de görülen durum olur.

D. OYLARIN GENEL DAĞILIMI

Oyların genel dağılımına baktığımız zaman kendilerine milliyetçi muhfazakâr diyen partilerin (AKP, MHP, DYP, ANAP, BBP, SP ve söylemlerine bakarak GENÇ PARTİ) oyların % 70’ine yakınını kazandığını görüyoruz. Sosyalist, komünist ve sosyal demokrat partilerin (CHP, DSP, İP, TKP, YTP) oyları % 22.81, DEHAP’ın % 6.21, geriye kalan % 01 de bağımsızlar almıştır. DEHAP’ın ÖDP ile ortaklığı sonucu aldığı oy radikal Kürtçülüğün boyutlarını göstermesi bakımından ilginç.

Bu tabloya göre, seçimler milliyetçi-muhfazakârların zaferi ile sonuçlandı diyebiliriz. Sol, bilhassa CHP umduğunu bulamadı. Tek başına iktidar isterken tek başına muhalefet oldu. Türkiye, sol bir iktidar istemediğini bir kere daha gösterdi.

SONUÇ: Değerlendirmemizin sonucunda;

1. % 20.86 oranında seçmenin, politikacalara ve sisteme güvenlerinin azaldığı, ya da kalmadığı ortaya çıktı.

2. İktidar partilerinin çok büyük oranda oy kaybetmesi, milletin, kendine rağmen politika yapılmasını istemediğini gösterdi.

3. AKP’nin sadece hitap ettiği tabandan değil, tüm milletten oy aldığı görüldü.

4. Seçimin galibinin milliyetçiler olduğu, solun oy kaybetmeye devam ettiği açık olarak ortaya çıktı.

5. Çağdışı seçim sistemi, çağdışı seçim kanunu, çağdışı seçmen yazımı, çağdışı uygulamalar yüzünden % 3 oranında oy geçersiz sayıldı.

6. Bu seçim Türkiye tarihinde ilk olarak seçimi kaybeden partilerin liderlerinin değişimini de gündeme getirdi. (MHP ve DYP genel başkanları yeni kurultay toplayacaklarını ve aday olmayacaklarını açıkladılar. ANAP genel başkanı politikayı bırakacağını söyledi).

7. Eski politikacıların gözden düştüğü gerçeği bu seçimle kesin olarak kanıtlandı.

8. Çok yeni olmasına rağmen GENÇ PARTİ’nin aldığı oyları küçümsememek gerekiyor. Genel başkanlarının söylemleri, öfkeli oyları GENÇ PARTİ’ye çekti diye düşünüyorum. MHP’li küskünlerden de oy almış olması ihtimal içinde.