Bulaşıcı Bir Hastalık : Yobazlık – Ömer Göksoy

Bulaşıcı Bir Hastalık : Yobazlık – Ömer Göksoy

0 1186

Aslında bu tip şahıslara çokça cevap verildi ve verilmeye devam ediliyor ancak nitelikli ve kapsayıcı cevapların azlığından bu yazıyı yazmayı istedim. 18 Aralık 2016’da Fatih Tezcan denen adam tarafından kaleme alınan ‘’Peygamberimiz’e Küfreden Türkçüler Kimler? FETÖ’nün Planı Ne? ‘’ isimli yazıyı okuduğumda yazının nereden tutulması gerektiğini bile anlayamadım. Baştan sona hatalarla dolu tamamıyla boş bir Türkçülük ve Türklük karşıtlığı yapılan söz konusu yazıyı biraz analiz edip bu tip insanlara meydanı boş bırakmamak adına bu yazı üzerinden bu tip düşüncelere karşı bir kaç kelam edelim.

Dediğim gibi yazı tamamıyla boş bir Türklük ve Türkçülük karşıtlığıyla başlıyor ve Türkçülerin İslam karşıtı olduğu üzerinden tanımlamalarla ilerliyor. Okuyucu kitlesinin ilgisini çekmek ve haklı olduğu düşüncesini düşündürtmek için bunu kullanması normal tabi ki. Atsız’ın ve Türkçülerin dine bakışını ve dini yorumlamalarını derinlemesine tartışmayacağım ancak Türkçülük İslam düşmanı bir düşünce sistemi değildir. Aslında din düşmanı bir düşünce değildir. Bunu zaten biliyoruz. Hali hazırda İslam düşmanı olmayan Türkçülüğe böyle saldırılması kendi kusurunu gizleme içgüdüsünden ileri geliyor olması muhtemel. Türklüğü bir ideoloji gibi gördüğümüzü düşünen birinin kutsal dinimiz İslam’ı ideoloji olarak kullanma ironisinin komikliğini ve rezilliğini yargılamayı size bırakıyorum. Allah aklımızı kullanmamız için bize vermişken sadece Allah’ı savunmak(!) adına akıl dışı şeyler söylemek hiç şüphesiz Allah’ın da gücüne gidecektir. Göktürkçeyi ‘’şifreleme‘’ aracı olarak kullandığımızı söylemek, ABD-Kanada tarafından yönetildiğimizi söylemek ve Türkçülüğün emperyalizmin doğurduğunu söylemek gibi akıl ve bilim dışı saçmalıklar karşısında gülmekten kendimi alamıyorum. Türkçülüğün, Siyonizm’in bir ürünü olduğunu ortaya atan bu şahısın öne sürdüğü tek şey Ziya Gökalp’in etkilendiği Durkheim’in Yahudi olması, Moiz Kohen’in Türkçü yazılar kaleme alması. Ancak herkesin anlayışla karşılayacağı gibi fikir dünyasında etkilenme ve etkileme normaldir. Düşünürler birbirlerinden etkilenirler ve etkilerler. Ziya Gökalp, Durkheim’dan etkilenmiş ve Moiz Kohen’i de etkilemiştir. Ve unutulmamalıdır ki Türkçülük Kül Tigin yazıtına kazınırken dünya emperyalizm – Siyonizm nedir bilmiyordu.

Amacımız hata arayıp bulmaksa bunu her yapının içerisinde yapabiliriz. Bu adamın genellemeleriyle yola çıkarsak örneğin alkol içen bir Müslüman gördüğümüzde tüm Müslümanların alkolik olduğunu söylemeli, ‘’dinsiz‘’ bir Türkçü gördüğümüzde tüm Türkçülerin ‘’dinsiz‘’ olduğunu söylemeliyiz. Bu çok da akılcı olmayacaktır ancak bu güruhtan akılcılık beklemek de zordur.

İkinci Dünya Savaşı zamanlarında Almanlardan para ve yardım aldığımızı, onlara çalıştığımızı ve Almanlar lehine yazılar yazan dergiler çıkartmak için Alman elçilerinden gizli görüşmeler yaptığımızı iddia eden güruhla bu adamın dâhil olduğu güruh aynı güruhtur. Türkçülerin CIA tarafından yönlendirildiği iddiasını ortaya atan bu adamın bunu kanıtlayabilecek hiçbir somut örneği olmayacaktır. Türkçüler sadece Türk Irkı için yaşayan ve Türk Irkının her yönden ileriye götürülmesi amacıyla tüm çabasını ortaya koyacak kişilerdir o kadar. Türkçüler pragmatist değildir. Türkçüler keskin ve net çizgilerle belirledikleri kurallar bütünü içerisinde tavizsiz şekilde ülkülerine adım atan şuurlu birkaç bin kişidir.

FETÖ meselesinde ise FETÖ’yü bir devlete benzeteceksek bu örgüt realpolitik uygulayan ve bunu çok iyi uygulayan bir örgüt. Sadece bu cümlemle bile Türkçülere yanaşamayacaklarını, Türkçülüğün o katı kurallarının sert duvarlarında yok olacaklarını anlamalıyız. Çünkü realpolitik ideal ve kural karşıtı olmasına karşın Türkçülük çok sıkı kurallarla ve ideallerle yoğurulmuştur. Bu ikisinin aynı kâsede olması akıl dışıdır. Zaten hükûmet ile bu örgütün aralarının iyi olduğu dönemdeki Türkçülerin tavırlarına bakmak bunu anlamaya yeterlidir. Daha da eskilere gidersek Buğra Atsız’ın Türk Ocağı Genel Merkezi’ne 1995 tarihinde yazdığı açık mektubu okumak yeterli olacaktır.

Sonuç olarak Fatih Tezcan gibilerin tarihte karşımıza çıktığını ve Türkçülüğün sağlam fikir yapısı altında ezildiğini biliyoruz. Türkçülük birkaç palavra ile çürütülebilecek, karalanabilecek ve ortadan kaldırılabilecek bir fikir değildir. Türkçülük, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş ve ona fikrî olarak can suyu olmuştur. O zamanki yobazlarla nasıl başa çıkıldıysa gelecekte de başa çıkılacaktır. Nasıl ki Atsız, Hasan Bağcı’ya, iki makale ile en güzel cevapları vermiş onun foyasını ortaya çıkartmışsa biz de bu tip kişilere alan bırakmayacağız. Bunların ortaya çıkmasının nedeni de Türkçülerin, fikirlerini apaçık şekilde beyan edip korkmadan haykırmalarıdır. Bundandır ki Türkçülüğün çokça düşmanı vardı. Ve olmaya da devam edecektir. Bize düşen tetikte kalmak bir an olsun bunlara göz açtırmamaktır.

Ömer Göksoy

Yorum yapılmamış

Yorum Gönder